Güzel yazı
Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir… ‘Aşk odu önce ma’şuka, andan âşıka düşer.’ derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende...
....................................................
- Paranı ver,Gönlünü ver,Selamını ver,Canını ver ama SIRRINI VERME!
- Günlerini say,Servetini say,Büyüklerini say ama YERİNDE SAYMA!
- Emek ver,Kulak ver,Bilgi ver ama HİÇBİR ZAMAN BOŞ VERME!
- ...
Küçük bir bahçe...
Bahçenin köşesinde odunluk...
Odunluğun dibinde erik ağacı...
Ben odunluğun damında, erik dallarının altında. Çocuğum...
Büyümek uzak...
Hayallerim büyük ve darmadağınık...
Çiçekten anladığım bir papatya idi...
Ve şaşırdığım, arka sokaktaki “güzel ev”in bahçesindeki dev papatyalar...
Yalnızdım... Çoğu zaman...
Ezan okunduğu zaman, susmayı bilirdik.
Yalnızsam; yalnız...
Atalarımız, "Dost, kara günde belli olur" demişler.
Bir düşünür de bu gerçeği şöyle ifade eder :
"Felaketin faydası, dostlarınızı tanıtmasıdır."
Bir iyiliği yapanın dost; yaptığının da saf iyilik, olup olmadığını anlamak için, iki özelliğe dikkat ediniz...
1İyilik yapan gururlanıyor mu?
2Kendisine iyilik yapılan, ezilip minnet altında kalıyor mu ?
İyiliği yapanda gurur ve kibir varsa, yapılan...
Diyemediklerim
Diyemediklerim var...
Güz beni bekler Şeyhim,
Efendim,
Bozkır rüzgarlarının önüne katılmış bir yaprağım.
Sürüklenip gelmişim kapına . Yüreğimde bir sonbahar telaşı. Bir göçmen kuşlarına bakıyorum bir kendime... Gökyüzünde kuşlar kafilesi döne döne uçuyor. Renkli, ahenkli. Her kanat çırpışında yaralı bir kuşun bin tılsım gizli. Soğuk ve bezgin rüzgara inat göçüyorlar ılık iklimlere.
Bense utanılası bir...
Murat Başaran
Geçmişe döndüm…
Yaşayıp –veya yaşadığımı zannedip- “hatıralar” bodrumuna kaldırdığım günlere ve o günlerin geçtiği mekanlara…
İzbe sokaklar, ağır akşamüstleri, yorgun rüzgarlar…
Tozlanmış, solmuş, sessiz ve iğreti…
Yaşanmış günler ve mekanlar…
***
İşte saklambaç oyunlarında bulutları bile çınlattığımız sokak…
Mavi gökyüzünün altında, güneşin sıcaklığında, çığlık çığlığa koşturduğumuz…
Ana kucağım; çocukluk sokağım…
Ama şimdi boş…
Şimdi karanlık…
Şimdi kaskatı…
***
İşte lise…
Şairdim ve şairdik…
Gençtik…
Her...
ANLADIM
Can Yücel
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,Kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım…
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha...
Uzak
Murat Başaran
Çok uzaktayım şimdi...
Oyun bitti. O telaşlı ve heyecanlı kalabalık... Sonra sahnedeki macera... Bitti...
Salon boşaldı.
Işıklar söndü.
Herkes gitti.
Ben buradayım. Ve burası çok uzak...
***
Elimde bilet...
Yanlış yer için... Yanlış zamanda...
Gecenin dipsiz kuyusunda.
İstasyonun yapayalnızı...
Yarın sabaha kadar soğuğun ve ıssızlığın...
Gün...
Kâbus
Cüneyd Suavi
ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ dar mekânlardan sıkılır ve bu tür yerlere girmeyip kaçardım. İleri yaşlarda bunun bir hastalık olduğunu anlamış, fakat bu illetten bir türlü kurtulamamıştım.
Oysa ki o dar yerlere, şimdi ister istemez girecektim.
Beni sarıp sarmalamışlar ve uzunca bir tabuta yerleştirmişlerdi. Çevremde dolaşanların seslerini gayet iyi duyuyor ve gözlerim kapalı olmasına...
