Güzel yazı

Kapatın gözlerinizi Ve karanlıgı seyredin Mekkede bir gece Yorgunluk havada Gariplik suda Simsiyah bir sessizlik Uyku bile uykuda Kâbenin hatim kısmında Yani üzre yatan biri var Yıl hüzün yılı Vefakâr eş, Haticet-ul Kubra yok. Kâbenin hatim kısmında Yani üzre yatan biri var Teselli arayan kalb Hüzünle çarpan kalb O,nun kalbi. Ve ayak sesleri Yıldızlar isildiyor Bu ayak sesleri göklerden Yol veriyor yıldızlar Semâdan inenler var. İzin verseydi Allah, Kâinat inerdi yere Çünkü Kâbenin hatim...
Gözleri göğü tutan bir ışık: Gülüyor, göklerde kanı kaynaşık... Feza süzülüyor kirpiklerinden. Başında bir bulut... Sâhi"! Yürür, durur, gider, bekler Bulut değil, yâ İlâhî! Taç tutuyor O'na gökler... Ve fikir, dipsiz fikir, ebedilik süresi... Kum tanesinden küçük, bastığı arz küresi... Kur'an esrar oluğu Sonsuzluğun soluğu İsrâ... gece gitmek... Kur'an da ismi Bir yolculuk... İsrâ Zamandan mekandan âzattır cismi İlahî ibrâ... Seven, sevilenle buluşmak diler; En mahrem...
Tanınmış akademisyen- yazar Prof. Dr. Mim Kemal Öke, "Mir'acın Senin!" İmanı ibadetle tamamlamak gençlik yıllarıma nasip oldu. "Bu eşiği geçişim, gurbetteki eğitimim sırasında, kendimle yüzleşme ile başladı" gibime geliyor. Avrupa'da Pazar günleri Hıristiyanların ibadet günleridir. Kilise çanlarıyla başlayan bu günde, Hıristiyanlar en temiz elbiselerini giyerek, ailece kiliselere koşarlar. O gün spor müsabakaları, hatta bazı yerlerde barlar, restoranlar bile kapalıdır. İşte böyle bir ortam da yedi yıl...
ALİ SUAD MUTLU OLMAK Mutluluğun kapısı, bin bir marifetle ona anahtar uydurmaya çalışana değil de, lâyık olana açılır. Bazısı dünyayı kucaklamış mutluluğa sahip olmak için hırslanırken, bazısı da bir dertlinin derdine eğilir ya da bir yetimi sevindirir de, mutluluk, onu kucağına alır... BÂKİ KALAN Dünya ve dünyalıklar geride kalacak; biz yolumuza devam edeceğiz. Bu...
. ......20 li yaşlara kadar iyilikle kötülüğün ülkesi, kalın sınır çizgileriyle ayrılıyor birbirinden. Sıkı dostları ve düşmanları oluyor insanın. Onları ölesiye seviyor yada ölesiye nefret ediyor onlardan. 30 larındayalanı hakikatten ayırt etmeye başlıyor. İyi sandıklarının hıyanetiyle tanışıyor, sırtında dost işi hançer darbeleriyle; ve en kötü zannettiği şefkatle imdadına yetişiveriyor. Zaman kanatlanıp da 40...
Yaş analizi Benim yaşlarım;İnsan 5 yaşına gelmeden anlıyor; açlığın öldürdüğünü, soğuğun dondurduğunu, ateşin yaktığını… Sevgisizliğin insanın canını acıttığını… Duyguları, nesneleri, kişileri, çevresini tanıyor. Her şey ona çok büyük görünüyor: Ev, masa, anne, baba… 10′una gelmeden oyunla, sayılarla, harflerle tanışıyor. Azgın bir iştahla öğreniyor. Kız ya da erkek olduğunu fark ediyor. Dünyanın evde, okulda kendisine anlatılandan da büyük olduğunun ayırdına varıyor. 15′inde,...
Hoş geldin ey suskun sevgilim; Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi. Hoş geldin ey yüzü gamzelim; B/akışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda...
"Ol" Dediği Zaman Murat Başaran “Zavallı bir çocuk gibi kalmıştı ortada… Sanki güvenle tuttuğu el usulca kayıp gitmişti avucundan… Bir anda bu büyük ve kalabalık meydanda sahipsiz hissetti kendisini… Çocuk gibi ağlamalıydı hıçkıra hıçkıra… Beyninin zarlarını yırtarcasına, sesi kısılırcasına, bütün hücreleriyle… Kundaktaki bebeğin muhtaçlığı ve masumiyetiyle… Ağlamalıydı… Ama… Bebek değildi… Çocuk değildi… Ve ama daha muhtaç… Ve ama daha masumdu… ••• Bu ızdıraba, ağlayamıyor oluşu eklendi...
Sadi’den Öğütler; Bilgelerden birini dinledim. Diyordu ki: “Hiçbir kimse cahilliğini itiraf etmez. Biri konuşurken daha sözünü bitirmeden lafa başlayan kimse müstesna”. “Ey akıllı kişi, sözün başı, sonu vardır. Sözün ortasında söze başlama. Akıllı, tedbirli, bilgili insan, eğer susan yoksa söze başlamaz.” Sadi “Gülüstan” * * * * * * * * * *...
Sayfa başına git