"yazıları" ile Etiketlenen Konular

Yine okullar açılsa, ama her şey tersine işlese... Mesela Perşembe sabahı çocuklarımız değil de anne babalar okula başlasaydı... Hayal edin: Ellerinde beslenme çantaları, üzerlerinde önlükleriyle ana-babaların okul yoluna düşmelerini bir hayal edin lütfen... Okulda öğrendikleriyle hayat arasındaki çelişkiyi böyle bir eğitim sürecinden sonra belki iyice kavrarlar da, çocuklarının eğitim boşluklarını evde tamamlamaya çalışırlar... Aksi...
    Demir parmaklıklardan kuş uçar, ben uçamam, Kilitli kapıları zorlasam da açamam. Hak uğrunda zindana girmem mukadder imiş, Takdir-i İlahiden gafil gibi kaçamam! Değil mi ki müminim, baş eğemem zalime, Zalimin zulmü vardır, Hak yolunda aleme Zindanda olsam dahi görünür bana Cennet, Şeref duyun kardeşler, acımayın halime! Üzerime vurulsa kat kat iri kilitler, Çekilse duvarlara cereyanlı telden çitler, Hapsedemezler asla bendeki gür imanı. İsterse öldürsünler... Ölmezler ki şehitler! İlk İslam...
Cahit Zarifoğlu'na Biz bakardık ve sen yürürdün şeyhim Sen yürürdün ve dağlar yürürdü Öksüz bir kırlangıç olurduk sen görünmeyince Sen görünmeyince görmezdik bulutları Yağmurları kuşanıp yollarda bahara durmazdık Kapının önünde iki büklüm bekler Acıyı keşfeden bu çocuk yürekler Nasıl selam verilir bilmez Ne açar kapıları bilmezdik şeyhim Biz sorardık ve sen söylerdin şeyhim Sen söylerdin ve gökler söylerdi Kırılmış bir ayna olurduk...
Bismillâhirrahmânirrahîm. Safer, kameri ayların ikincisinin adıdır. Resmi vesikalarla hususî mektuplarda ve takvimlerde "Saferu'l-hayr" şeklinde yazılır ve (s) rumuzuyla gösterilirdi. Bilindiği gibi kamer (ay)ın doğuş ve batışına tabi olan ay hesabına "kamerî aylar" denilmektedir ki şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîu'l-evvel, Rebîu'l-ahir, Cemaziye'l-evvel, Cemaziye'l-ahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce. Bu hususta Cenâb-ı...
Otuzbeşime bastım geçen hafta... İlk yarı bitti : Hayat:1 - Ben:0...!!!... Ama belliydi böyle olacağı Nicedir başlamıştı belirtiler: Yolda çocuklar "Amca şu topu atıversene" diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin...           Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü, Baktım; lise fotoğraflarım sararmış, sınıf arkadaşlarım yaşlanmış. Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş, seyahat ve aşk yerine... Gök...
Maviyi seviyorum… Belki de çok kişi benim kadar mavi üzerine konuşamaz Onun insanları dinlendiren tonlarından başlayıp, deniz mavisindeki enginliği, gök mavisindeki serinliği, kar mavisindeki hafifliği saatler yorulana kadar anlatabilirim. Sadece maviyi mi? Dağların eteklerini yaladığı sarp kayaların veya gümüş kumsalların hemen bitiminde, maviye nispet yapan bin çeşit ağacın bin çeşit yeşilini de… Yeşili de Az...
Ey lâle! ............ Kimsenin derdine ortak olacağını umma. Gelen her rüzgâra gönlünü aç Dostluğu benim gibi kendi içinde ara İçindeki eski dağı muhafaza et” Muhammed ikbal
Tek bir harf... Bir harf ama bütün harflerden müteşekkil nice cümleler onun yanında acze düşüyor... Arapçadaki ‘la'dan söz ediyorum. Öyle bir harf ki bu, insan hayatının, ya ebediyete giden mecra veya inkisarla sonuçlanan bir macera olmasını sağlıyor. Çocukluğumdan beri imanın, neden bir olumsuzlama ile başladığını düşünmüşümdür... La diyerek başlayan bir iman etme... Sonra...
BENDE NE VAR? MURAT BAŞARAN Bir okyanusa düşer gibi düşmek ölüme; yüzme bilmeden... Bir kabusun ortasında uyanmayı aramak acizce... Renkleri aramak siyahta boğulurken. Baharı aramak... Nefes almayı veya... ••• Bu soğuk.. bu sert.. bu kalın duvarın ardında ne var? Son değildir ölüm... Müjdedir belki hatta... Duvarın ardında ne var? Bende ne var? ••• Bulutlarda yalınayak koşar gibi kavuşmak ölüme... Aşkı bulur gibi... Aşkı yaşar gibi... Bir çiçek...
Sayfa başına git