"Şiir" ile Etiketlenen Konular
Murat BAŞARAN
Yavuz Selim’i hayal edin…
Sarayburnu’nda bir bankta… Haliç’e doğru bakıyor… Vapurları seyrediyor birbiri üstüne yanaşan… Martıları sonra… Çığlık çığlık martıları…
Karşıda Karaköy Limanı’nda devasa gemiler, modern seyyahları İstanbul’a getirmiş…
Arabalı vapur geçiyor o sıra, balık tutuyor üç beş kişi kıyıda…
Denize doğru park etmiş arabaların camları buğulu…
Arkada sahil yolu trafiğinin uğultusu…
Yavuz Selim’i düşünün…
Xxx
Kanuni’yi...
Beni zaman kuşatmış, mekan kelepçelemiş;
Ne sanattır ki, her şey, her şeyi peçelemiş...
Perde perde veralar, ışık başka, nur başka;
Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka.
Renk, koku, ses ve şekil, ötelerden haberci;
Hayat mı bu sürdüğün, kabuğundan, ezberci?
Yoksa göz, görüyorum sanmanın öksesi mi?
Fezada dipsiz sükut, duyulmazın sesi mi?
Rabbim, Rabbim, Yüce...
...........................
Deniz kıyısındayım. Hemen yanımda sular oynaşıyor…
Mavi gri bir deniz…Karşımda Adalar…
Denizin kokusu…İçime çekiyorum. Sakin, sessiz…
Deniz, yıllar öncesinde olduğu gibi…
Yıllar geçmemiş gibi…
Sanki hâlâ çocukmuşum gibi…
Çanakkale’nin denizi…
Mavinin her tonu vardır onda.
Dipte kumlar ışıl ışıldır.
Motorla uzak uzak gidilen koylar hatırlıyorum.
Sonunda varılan kıyılar…Dalgalar…Güneş…
Babam, omuzlarımdan hafifçe bastırarak, beni; denizin, o cam göbeği suların içine daldırıyor.
Balık ve...
Çocuktum her şeyi anladığımı sanıyordum
Sonra büyüdüm, bombaların ve bankaların
Dağlardan ve ırmaklardan daha fazla olduğunu gördüm
Bahçıvanlar generallerden
Menekşeler mermilerden daha azdı
Yenilmişti dünya
Yenilmişti dünya
Duanın özgürleştiren rüzgarı
Çekilmişti yüzlerden
İnsanlar dua değil
Yönetmelik okuyordu
Nükleer artıklar ve çok uluslu yalanlarla kirlenmişti yüzümüz
Teknolojinin o yok edici,
O gri gölgesi düşmüştü yüzlere
Yenilmişti yüzümüz
Ve görüntü aynıydı
Bütün aynalarda
Her şey çok açıktı
Herkes kimsesiz
Herkes bir...
Ay'a Yolculuk
Bulutsuz gecede
Ay'a inen kibrit kutusu
İçinde gözlerim
Gördüm onları!
Yıldız tozları yağarken
Üzerine
Sessizlik denizinin
Yüzgeçsiz yunuslarınıGüneş seslenmeden "Ay!"
Camlarına attığım
Göktaşlarıyla
Uyanan çocuklar...
Onlarda görecekti
Tırmanırken
Ayışığı merdiveninden
Ayakları kayıp
Yeryüzüne düşmeselerdi eğer
Tan ağardığında
Ay'dan dönen kibrit kutusu
İçinde ben
Gözlerim kaldı
Sessizlik denizinin
Yunuslarıyla beraber
Fırat Yurtseven
