"makale" ile Etiketlenen Konular

Hazreti Hamza, ömrünün sonlarında, düşman saflarına hücum etmek için zırhsız ve kendinden geçmiş bir halde savaşa gelirdi. Göğsü açık, vücudu çıplak olduğu halde ileri gider, kendini kılıçlara atardı. Halk: Ey Rasulullah’ın amcası, ey saflar yaran aslan, ey erler padişahı, Sen Allah’ın buyruğunda, “Kendinizi tehlikeye atmayın.” emrini okumadın mı? O halde neden harp meydanında kendini...
Tek bir harf... Bir harf ama bütün harflerden müteşekkil nice cümleler onun yanında acze düşüyor... Arapçadaki ‘la'dan söz ediyorum. Öyle bir harf ki bu, insan hayatının, ya ebediyete giden mecra veya inkisarla sonuçlanan bir macera olmasını sağlıyor. Çocukluğumdan beri imanın, neden bir olumsuzlama ile başladığını düşünmüşümdür... La diyerek başlayan bir iman etme... Sonra...
Ali Hakkoymaz Bak, yine “nefes” aldım! Ne lezzetli her nefes! Ziya Osman da farkında alıp verdiği nefeslerin: “Alıp verdiğin her nefes; birbirinden mukaddes!” diyor. Kaç nefes aldın şu âna dek! Aldığın nefesler kadar dünyan oluyor. Alamadığın nefeslerde görmüyorsun gökyüzünü! Nefeslenirken ayrılıyor; kavuşuyoruz… Canımız sıkılıyor ya da seviniyoruz nefes alıp verirken… “Ne var bunda?” diyebilirsiniz de… deyin! Çok şey…...
Kader deyince, sizin aklınıza da, yaşayışımızla ilgisini kaybetmiş, gecemizi gündüzümüzü ciddiye almayan, ne çektiğimizi unutmuş, ilgisiz ve duyarsız, değiştirilemez ve dokunulmaz kalın ve koyu yazılar geliyor mu? Böylesine uzak ve ilgisiz bir kader, haliyle "kötü" oluyor, "zalım felek" diye anılabiliyor. Üzerimize bir kâbus fotoğrafı gibi iliştiriyoruz kaderi. Bizi biçimden biçime...
Büyük bir kitab, kadri büyük bir meleğin diliyle kadri büyük bir elçinin eliyle kadri büyük bir ümmete indirildi bu gece.. I. bu gece kadrinin bilindiği gece.. bu gece kadrini bilmen gereken gece.. bu gece kendinden fazlası olduğun gece.. bu gece varlığının göklere taştığı gece... bu gece.... Erişilmeyen raflardan sofrana indirilenin...
Bir iğne oruç.. Beni bana dikiyor, yeniden doku(nu)yorum insan olan yanımı. Dudağımı dudağıma teğelliyor; yalan ve boş sözü değdirmiyor nefesime. Bencilliğimin yakalarından tutup cömertliğin düğmelerine ilikliyor beni; yeniden b/akıtıyor hiçliğime, hiçlikten geldiğim gerçeğine... Bir mühür oruç. Mekanın üzerine kutlu bir vaktin hükmünü basıyor, her köşeyi kutsuyor, her şehri Kâbe’nin...
Ali Hakkoymaz -İftara ne kaldı ki- Unutmasın diye insan, "insan"lığını; orucu sıkı sıkı tutacak... Sıkı sıkı... Kendini yani! Oruçla sıkı fıkı olmak, kendimizle sıkı fıkı olmanın yollarını açıyor bize. Unuttuğumuz “ekmek kokusu”nu yeniden duyuyoruz. O koku korkumuzu okşuyor âdeta… Utana sıkıla o emaet kokuyu bize taşıyor ekmek. Öyle ya ne bilsin ekmek yani buğday benim...
Çocuk Eğitiminde Baskı ve Zorlama Ali Çankırılı Türkiye’de, maalesef, evlilik öncesinde gençlere ana-baba eğitimi verecek yaygın bir eğitim kurumumuz ve bu yönde işleyen bir eğitim politikamız yok. Genç anne-babalar çocuk eğitirken kendi anne ve babalarını model almakta, anne ve babalarından gördükleri eğitim şeklini uygulamaktadır. Yüksek eğitim almış kariyer sahibi anne-babalar bile ailelerinden...
Mevlana yı ,mesneviyi duymayan bilmeyen yoktur.. Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel... En aşina olduğumuz , kalbimize  akıllarımıza kazınmış sözlerindendir... Peki Mevlana hakkında hiç duymadığınız,hiç okumadığınız bilgileri okuma şansınız olduğunu söylesem... Bu imkanı bize ...
Sayfa başına git