Şiir

    Demir parmaklıklardan kuş uçar, ben uçamam, Kilitli kapıları zorlasam da açamam. Hak uğrunda zindana girmem mukadder imiş, Takdir-i İlahiden gafil gibi kaçamam! Değil mi ki müminim, baş eğemem zalime, Zalimin zulmü vardır, Hak yolunda aleme Zindanda olsam dahi görünür bana Cennet, Şeref duyun kardeşler, acımayın halime! Üzerime vurulsa kat kat iri kilitler, Çekilse duvarlara cereyanlı telden çitler, Hapsedemezler asla bendeki gür imanı. İsterse öldürsünler... Ölmezler ki şehitler! İlk İslam...
Sol kolunuz uyuşuyor; bu bir kalp meselesidir Hekimler anlaşır; teşhis gereksizdir Bir at, bir eğer ve bir de isminiz varsa eğer Kahramansınız ve bütün dünya size değer Bing bang kadar uykusuz kalırsınız Acele etmeyin zaman hepinize yeter Ölebilirsiniz Sırtınız kanıyor; bu bir yük meselesidir Sabahlar saf su; tuzlar geceye yürümelidir Bir kılıç, bir savaş ve bir...
bütün kervanlar göçtü yükleri bendim ellerim uykuda kaldı sabaha bıraktığın karanfilleri aldım bir düşten uyanıp bir düşe uyurken ruhumu yumuşatan buğunla bekleyerek yeşil elma yer dua ederdin duanı aldım dünyadan geçişime ekledim bana uymayan mevsimlerin sızısından bana uyan bir atla kaçarken sorardım neydi dünya neydi iplik iplik giyinmek kaderimi bir ıhlamur ağacını katmayı denerken saçlarıma günahı ve sevabı aynı umuda bölen şüphesiz...
............................ Yanakları, saçları, gözleri yanmış, Zehirli gaz bombaları Yılan gibi sokmuş, yalamış gövdelerini Ağızları, küçücük dilleri yanmış Bütün Beyrut sapsarı kalmış Sanki ağlamak imkansız Başları Paletlerle ezilmiş babaları, Yahudi doğramış analarını, Binlerce çocuk topların, betonların altında. Beyrut'un gözyaşları şimdi, Kudüs'ün yanıbaşında, Müslümanlarsa uzakta, Sanki başka, Gelinmez bir dünyada. Acın, bir vadi, Zehirli çiçekler, bir ova gibi karşımda. Gözüm baksın sadece, Ayrıntıları, Kıvrılıp kırılmış bilekleri, Kemikten yakılmış etleri, Kuma...
Cahit Zarifoğlu'na Biz bakardık ve sen yürürdün şeyhim Sen yürürdün ve dağlar yürürdü Öksüz bir kırlangıç olurduk sen görünmeyince Sen görünmeyince görmezdik bulutları Yağmurları kuşanıp yollarda bahara durmazdık Kapının önünde iki büklüm bekler Acıyı keşfeden bu çocuk yürekler Nasıl selam verilir bilmez Ne açar kapıları bilmezdik şeyhim Biz sorardık ve sen söylerdin şeyhim Sen söylerdin ve gökler söylerdi Kırılmış bir ayna olurduk...
Otuzbeşime bastım geçen hafta... İlk yarı bitti : Hayat:1 - Ben:0...!!!... Ama belliydi böyle olacağı Nicedir başlamıştı belirtiler: Yolda çocuklar "Amca şu topu atıversene" diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin...           Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü, Baktım; lise fotoğraflarım sararmış, sınıf arkadaşlarım yaşlanmış. Eş dost sohbetlerinde sağlık ve çocuk konuşulur olmuş, seyahat ve aşk yerine... Gök...
Dinle Gambito söyleyeceklerim var Kalmadı artık Dağlara yaslandığımız akşamlar Babamızın dönmesini beklerken İşaretlendiğimiz zamanlar Kalmadı kalmadı Pencereden bizi gözleyen ağaçlar Şimdi saklanmıştır bütün kapılar Gambito Üşüyoruz kimseler aldırmıyor Ellerimiz sevgili ellerimiz Onlar bile yabancı Hey Gambito biz kimiz Seni alıp giden Beni alıp giden Kim böyle her akşam Mevlana İdris
Maviyi seviyorum… Belki de çok kişi benim kadar mavi üzerine konuşamaz Onun insanları dinlendiren tonlarından başlayıp, deniz mavisindeki enginliği, gök mavisindeki serinliği, kar mavisindeki hafifliği saatler yorulana kadar anlatabilirim. Sadece maviyi mi? Dağların eteklerini yaladığı sarp kayaların veya gümüş kumsalların hemen bitiminde, maviye nispet yapan bin çeşit ağacın bin çeşit yeşilini de… Yeşili de Az...
Geldi artık çekip gitme zamanınız Nerede isterseniz orada ölün ama ölmeyin aramızda Yapılacak işlerimiz var toprağımızda Burada bizimdir mazi Bizimdir hayatın ilk sesi Bizimdir bugün, bizimdir gelecek Burada bizimdir dünya ve ahiret Çıkıp gidin toprağımızdan Denizimizden, karamızdan Buğdayımızdan, tuzumuzdan, taşımızdan Defolun her şeyimizden! Defolun Belleğimizdeki anılardan Ey yürüyenler eğreti sözcükler arasında! Mahmud Derviş
Sayfa başına git