Peygamberimiz ve Nebatat

Peygamberimiz ve Nebatat
23 Temmuz 2009 tarihinde eklendi, 738 kez okundu.

Peygamberimizin beslenme şekli

Hurmanın, Allah Rasûlu’ nün hayatında önemli bir yeri vardı ve sanki temel ihtiyaç maddeleri sıralamasında ilk yeri o almıştı.

Bir gün Hazreti Aise’ye hitaben Yâ Aise! Bir evde hurma yoksa o evdekiler aç demektirdiye buyurmuştu.

Kendilerinin evinde de bazı zamanlar hurmadan başka bir şey bulunmazdı. Hazreti Aise’ nin beyanıyla Bir ay boyunca evimizde ocak tütmezdi kendisine Ne yerdiniz? diye sorulunca da Esvedeyn yani hurma ve su derdi. (Burada bir açıklama yapmakta fayda görünüyor. Esvedeyn kelimesini, Türkçe’ ye tercüme ederseniz iki siyah diye tercüme edilir. Hurmanın siyah olduğu müsellem fakat su nasıl siyah oluyor diye bir soru akla gelebilir. Bu, Arapca’da ta’ lib tarîki denen bir dilbilgisi kuralı ile alâkalıdır. Mevcut konumları itibarîyle mefhum ve mazmun olarak birbirine yakin olan iki şeyden birisi, baskın olan diğerinin içinde ifade edilir. Buna en iyi örnek, günlük hayatımızda sıkça kullandığımız anne-baba manasındaki ebeveyn kelimesidir. Burada, baba manasındaki eb kelimesi anne kelimesini de kuşatacak şekilde ifade edilmiştir. Yoksa ebeveyn kelimesini, iki baba seklinde tercüme etmek hatalı olur.)

Yine Hazreti Aise’ den gelen başka bir rivayette hilal bir defa görünür, bir defa daha görünür yine ocakta bir şey pişmezdi ifadesi de vardır.

Efendimiz’ in kendi elleriyle diktiği, halk arasında Medine hurması olarak da bilinen Acve hurmasının da birçok faydası vardır.

-Sa’d b. Ebi Vakkas’ ın rivayet ettiği bir hadiste “Bir kimse her gün sabahları aç karnına yedi tane Acve hurmasından yerse, o gün içinde o kimseye ne zehir, ne sihir zarar verir” buyurulmaktadır.

Başka bir hadisde Efendimiz, Acve hurması, cennettendir ve zahire şifadır diye buyurur.

Çok ilginçtir, Abdullah b. Cafer’den gelen bir rivayette Efendimiz’ in taze hurma ile acur yediği ifade edilir. Sebebini de Allah Rasûlu karşılıklı olarak birbirlerinin hararetini alırlar diye açıklar.

Katık denilince, ekmekle beraber yenebilecek her hangi bir şey aklımıza gelir. Efendimiz’ in beyanıyla “Katığın efendisi tuzdur”. Başka bir hadiste, Sirke ne iyi katık! diye buyurarak yemekte ekmekle beraber yenecek en güzel şeylerden birinin de sirke olduğu zikredilir.

Bir gün, Hazreti Cabir’in evine konuk oluyor. Hazreti Cabir, sirkeden başka, ekmeğin yanında bir şey olmadığını söyleyince Efendimiz, sirkenin çok iyi bir katık olduğunu beyan buyuruyor. Hazreti Cabir, Allah Rasûlu’ nden bunu duyduğumdan beri sirkeyi ben de seviyorum diyor. Aynı hadisi Hazreti Cabir’den nakleden Ebu Sufyan Hazretleri de Ben de bu hadisi Cabir’den duyduğumdan beri sirkeyi seviyorum diyor.

Efendimiz, ayrıca zeytinyağı yemeği tavsiye eder ve onun mübarek zeytin ağacından çıktığını söylerdi.

Efendimiz, eti “Dünya ve cennet ehlinin yemeklerinin efendisi” diye tarif ederdi. Yine O’nun beyanları içinde Etin en güzeli (hayvanin) sırt etidir. Efendimiz, et yerken mübarek dişleri ile kopararak yerdi. Hayvanin ön butları çok hoşuna giderdi ve fıtrat-ı nezîhânesinden olsa gerek arka kısmını yemezdi. Kadid denilen güneşte kurutulmuş et ve serid denilen ekmek-et karışımı sulu bir tur yemek ki bugün tirit olarak da bilinir, Efendimiz’ in yediği et yemekleri arasındaydı.

Ayrıca Efendimiz’ in tavuk eti yediği de vakidir.

Kabağın, Allah Rasûlu’ nün lezzet listesinde çok ayrı bir yeri vardı. Hazreti Enes, Efendimiz’ in kabağı çok sevdiğini söyler öyle ki yemek geldiğinde yemekteki kabakları Efendimiz’ in önüne topladığını ifade eder. Başka bir hadiste de, Efendimiz’ in bizzat kendisinin yemekteki kabakları seçtiği ifade edilir ve buradan da bunun bal kabağı değil de normal yemek kabağı olduğu anlaşılır. Her insan kabak sevmeyebilir fakat sekli, sûrî dahi olsa ona karsı alâka duymak gerekir. Kabağın cennette ayrı bir karşılığı olabilir ve orada farklı bir şekilde sunulabilir. Bazı âlimler bu meselenin üzerinde ciddiyetle durmuş ve Efendimiz’ in kabağı bu derece sevmesine rağmen ben sevmiyorum diye kestirip atan biri küfür lâfzî telaffuz etmiş olabilir demişler.

Meyveler arasında da narı severdi Efendiler Efendisi. Ibn Abbas Hazretleri’nden gelen bir hadiste Efendimiz’ in, Arafat’ta kendisine ikram edilen narla iftarını yaptığı belirtilir. Başka bir hadiste, Efendimiz Nar yiyin, o mideyi temizler, rahatlatır diye buyurur.

Efendimiz’ in yenmesini tavsiye ettiği meyvelerden biri de ayvadır. Hazreti Talha naklediyor; Elinde ayva vardı. Bana: “Ey Talha! Şunu al! Çünkü bu, kalbe rahatlık verir” diye buyurdular.

Allah Rasûlu, tatlı olarak balı ve helvayı sever,

İçecek olarak da soğuk şerbeti tercih ederdi.

Efendimiz, bazı yiyeceklerin bazı zamanlar yenmesini kerih görmüştür ki soğan, sarımsak ve pırasa bunlardandır. Bu yiyeceklerden birisini yiyen mescidimize yaklaşmasın diye buyurmuş ve kendisine ikram edildiğinde de Ben sizin görüşmediklerinizle görüşüyorum demiş. Başka bir rivayette de Ben arkadaşıma (meleğe) eza vermek istemem ilâvesi vardır. Bu hadislerden anlaşılıyor ki Efendimiz, ruhanîlerle beraber olduğu için sarımsak, soğan gibi yiyeceklerden uzak durmuş fakat illet olarak sadece bunu göstermek yeterli olmayabilir. Çünkü O, imamdı, devlet başkanıydı, komutandı yani her zaman halkla iç içeydi. Mescidimize yaklaşmasın ifadesindeki sır da bu olsa gerek. Bu tur yiyecekler mümkünse toplum içine çıkılmayacak zamanlar da yenilmeli, ağız ve dişler güzelce temizlenmelidir. Biz, soğanı birçok yemekte kullanıyoruz, acaba burada kastedilen çiğ soğan mıydı? Evet, başka hadislerde de soğan yemeyin ibaresinden sonra Efendimiz’ in yani çiğ soğan dediği belirtilir. Ayrıca Hazreti Aise de, Allah Rasûlu’ nün en son yediği yemekte soğan vardı” diyerek konuya açıklık getirmiştir.

Hazreti Sahib-i Seriat, sadece ibadet hayatini değil bütün bir hayati talim için gönderilmişti.

Bu nedenle O’nun âdab kabîlinden olan yemek, içmek, uyumak gibi fiilleri de bu tâlim sahasına girmektedir.

 

Bu konularda Efendimize muhalefet edip, uymayanlar günah kazanmaz ama büyük bir sevaptan mahrum kalacaklarında da şüphe yoktur.

Etiketler:

Peygamberimiz ve Nebatat Konusuna 5 Yorum Yapıldı
  1. Hicabi Coşkuner diyor ki:

    ben trbzon hurmasını kuruttum hem bütün hemde soyup dilimleyerek çok çok güzel oldu
    günde iki üç yiyorum tavsiye ederim kurutun en güzel kış yiyeceği.

  2. Hicabi Coşkuner diyor ki:

    Önce ağaç dikin taşlı kıraç işe yaramayan yamaçları trabzon hurması ile donatın sonra meve olunca sapı ile toplayıp tek tek
    soyun birbirlerine değmeyecek şekilde sapından birer düğüm atarak bağlayın yağmur veya çise yedirmedenkurutun sonra
    sizin ellerinizi benimde ayaklarımı bağlasınlar kışın oturur beraber yeriz ( boş duran bunca fundalı kıraç taşlık arazileri Allahhurma
    için yaratmı ş ne olur kahvelerde oturmasanızda beşyüz kilo hurma kurutsanız kilosu onbeş yirmi lira niçin olmasın engelmi var.

    1. Rumma org diyor ki:

      Olgunlaşmadan sert şekilde kurutuyorsunuz sanırım.Peki bu havada da kurur mu nasıl bir işlemden geçirmek gerekiyor..Paylaşırsanız sevinirim.

    2. Hicabi Coşkuner diyor ki:

      işlem falan yok hafif sararmaya başlayınca soy ve güneşte beş altı gün kutut çise veya yağmur yedirme birbirine değdirme o kadar

Sayfa başına git