Şevvalayı orucu ve faziletleri

Şevvalayı orucu ve faziletleri
23 Ağustos 2009 tarihinde eklendi, 246 kez okundu.

Ramazanı Şerif Bayramı ile başlayan Şevval ayında tutulacak olan 6 günlük oruca da Peygamber Efendimiz hadisi şeriflerinde geniş yer vermekte ve faziletini beyan etmektedir.

Hazreti Ebu Eyyub’dan riyavet edildiğine göre Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmaktadır: “Bir kimse Ramazanı Şerif ayını oruçlu olarak geçirip arkasından Şevval ayında da altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.”
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellemin azatlı kölesi Hazreti Sevban’dan Radıyallahü Anh rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
“Allahü Teala bir iyiliğe karşılık on mislini vermiştir. Buna göre bir aya mukabil on ay sevabı ve bayramdan sonra da oruç tutulursa senenin hepsi oruç tutulmuş gibi sevap verilir.”

Peygamber Efendimiz’in azatlı kölesi Hazreti Sevban’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Ramazanı Şerif ayı orucu on aya, Ramazanı Şerif’ten sonra tutulan altı gün oruç ise iki aya mukabildir ki, böylece bir sene oruç tutulmuş olur.”

Zira böylece o kimsenin tuttuğu orucun hepsi otuz altı gün olur. Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem ; “Bir kimse bir iyilik yaparsa, ona o iyiliğin on misli verilir” hadisi şerifleri mucibince otuz altı günün her bir gününe karşılık on gün hesap edilirse toplam üçyüz altmış gün eder.
Ümmeti Muhammed’in yaptığı iyiliklerin karşılığında on kat mükâfat almasının hükmeti şu üç sebebe dayanmaktadır.

1 Geçmiş ümmetlerin ömürleri uzun oluyordu. Dolayısıyla Allahü Teala’ya karşı çok ibadet ve taat etmiş oluyorlardı. Hâlbuki Ümmeti Muhammed’in ömrü çok kısadır. Dolayısıyla ibadet ve taatleri de azdır. İşte bu yüzden Allahü Teala Celle Celalühü Ümmeti Muhammed’in ibadet ve taatte diğer geçmiş ümmetlerden ilerde olsunlar diye işledikleri iyi amelleri on katıyla mükâfatlandırarak, bazı zaman ve mekânları, Kadir Gecesi, Kâbe, gibi faziletli kılarak geçmiş ümmetlerden daha üstün bir dereceye eriştirmiştir.

2 Cennete girmeye, eksiksiz ve samimi ibadet ve taat edenler hak kazanırlar. Ümmeti Muhammed’in ibadet ve taatleri ise eksik ve kusurludur. İşte bu yüzdendir ki, Allahü Teala geniş lütfuyla, Ümmeti Muhammed’in yaptığı ibadetleri on katıyla mükâfatlandırarak olgunluğa eriştirmiştir. Mü’minler, ancak Allahü Teala’nın bire on verdiği mükâfatlarla cennete kavuşabileceklerdir.

3 Allahü Teala Celle Celalühü, bir iyiliğe karşı on mükâfat vereceğini vaadetmiştir. Çünkü kıyamet gününde her mü’minin düşmanı kendisine yakasından asılacaktır. Geriye Allahü Teala’nın vaadettiği kat kat sevabı kalacaktır. Mü’minin düşmanı bu defa da “Ey Rabbim! O katları da bana ver” deyince Allahü Teala Celle Celalühü şöyle cevap verecektir: “Onlar kulumun işlediği iyiliğin karşılığı değil, benim yaygın rahmetimden verdiğim mükâfatlardır. Ben sana kulumun işlediği iyiliklerin mükâfatını verebilirim, kendi rahmetimden verdiğim mükâfatı veremem.”
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem başka bir hadisi şeriflerinde buyuruyorlar ki:
“Can verirken ölümün, mü’minin azasında bin türlü acısı ve ızdırabı vardır. Bir kimse bu altı günün orucunu tutsa, Allahü Teala Celle Celalühü bu denli acısı ve ızdırabı olan ölümü o kişiye o kadar kolaylaştırır ki, gayet susuz kaldığı zaman soğuk suyu içer gibi zevkle ruhunu teslim eder.”
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki:
“Allahü Teala gökleri ve yeri Şevval ayının ilk altı günü yaratmıştır. Bu altı günü oruç tutarak geçiren kimseye, Allahü Teala yaratıkları sayısınca sevap yazar. Ayrıca kötülüklerini silerek derecelerini yükseltir.”
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki:
“Kişi, son nefesinde ölüm ile pençeleşirken kalbi dışında, diğer altı yüz azası binlerce acı ve sızı ile çırpınıp durur. Çünkü kalb, Allahü Teala’yı tanıma ve O’na iman etme yeridir. Şevval ayının, bayramdan sonra ilk altı günü oruç tutarak geçiren kimsenin Allahü Teala ölüm acılarını, tıpkı susuz bir kişinin suyu içmesi gibi hafifletir.”

* * *
Bir adam düşününüz. Meyva yetiştirmek için ağaçlar dikiyor, diktiği ağaçları zamanında suluyor. Şimdi soralım. O kimse ağacın tutup tutmadığını nereden anlar? Zamanla yapraklarının yeşererek dal ve budak salmasından değil mi?
Bir süre geçtikten sonra ağacın yaprakları yeşermeye başlıyor. Güneş ışınları vurmaya başladıktan sonra da yeşeren yapraklar kurumaya başlıyor. Ağaç tutmamıştır. Çünkü ağacı diken kimse bilir ki, ağaç tutsaydı yaprakları kurumayacak, tersine daha da sıklaşıp artacaktı.
İşte Ramazan ayında oruç tutan, namaz kılan ve iyilik eden kimse de meyvasını vermek üzere dikilen bir ağaca benzer. Nasıl ki ağacın tutup tutmadığının belli olması için dal ve budak salması ve üzerinden uzun bir müddet geçmesi gerekirse, kişinin de ibadetlerinin kabul olması için Ramazan ayından sonra da ibadeti bırakması değil, tersine daha da derin bir istekle ibadet ve taate devam etmesi gerekir. İbadetlerin kabul olunmasının alametlerinden birisi ve başlıcası, onun sürekli yapılmasıdır.
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki:
“Ramazan ayının orucundan sonra Şevval ayının, bayramdan sonra gelen ilk altı gününde oruç tutan kimse, savaş meydanından kaçıp da tekrar dönüp savaşa katılan kişiye benzer.”

* * *
Altı günlük Şevval orucun sır ve hikmeti şudur: Ramazan orucunu bitiripte bayrama çıkan kimselerin nefisleri çoğu zaman şehevi arzu ve istekleri tatmin etmeye yönelir. O yüzden de yine gönülleri bir gaflet ve kasvet perdesi örter. Ama altı günlük Şevval orucu tutulursa, bir yandan gönülleri örtmek isteyen gaflet perdesi kaldırılır, bir yandan da Ramazan ayı boyunca yapılan eksiklik ve bozukluklar giderilmiş olur. Tıpkı farzların ardından kılınan sünnet namazlar ve namazda işlenen bir hatada yapılan “Sehiv Secdesi” gibi.

* * *
Bu altı günün orucu Ramazan Bayramı’nın ilk günü hariç Şevval ayı içerisinde herhangi bir zamanda peşpeşe tutulabileceği gibi ayrı ayrıda tutulabilir. Ancak ard arda tutulması daha faziletli görülmüştür. Çünkü ard arda tutmak, iç dünyamızı ve gönüllerimizi temizleme bakımından, parça parça tutmaktan daha üstün derecelidir. Bu yüzden Şevval orucunu da Ramazan ayının orucu gibi ard arda tutmalı, hatta bu hususta daha fazla titizlik göstermeye gayret etmelidir. Çünkü Şevval orucu, Ramazan orucunun eksik ve bozukluklarını giderir. Sevap derecesine gelince; kişi eğer Şevval orucunu parça parça tutar ve Şevval ayının sonlarına doğru geciktirirse, sadece Şevval orucunu tutmanın sevabını kazanır. Ramazan ayının ardından tutmak, bayramdan sonra Şevval ayının ilk altı gününde tutmak, ard arda tutmak gibi faziletlerin sevabından mahrum kalır.
Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki: “Ramazan ayının orucundan sonra Şevval ayının (bayramdan sonra gelen) ilk altı gününde oruç tutan kimse, anasından doğduğu günkü gibi bütün (küçük) günahlarından arınır.”

NOT:

Kaza orucu olan insanlar mutlaka vardır. Kazaları mümkün olan en kısa zamanda yapmak da önemli bir düsturdur; Elbette önce kazalar da tutulabilir. Evvela kazalar tamamlanmaya çalışılır ve 6 gün yetiştirilemezse insan bütün bütün bu oruçtan mahrum kalmış da sayılmaz.

Şevval ayı orucunun sevabına kavuşmak için nafile oruca niyet etmelidir…Kaza orucuna niyet eden şevval orucunun sevabına nail olmaz….

Şevval’de oruç tutmuş olur.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git