Güneş tutulması ve namazı“Şüphesiz güneş ve ay Allah’ın mucizelerinden bir mucizedir. Bir kimsenin ölümü veya dünyaya gelmesi yüzünden tutulmazlar. Bunu görünce Allah’a dua edin, namaz kılın ve sadaka verin. (Müslim, Kusuf, 3901; Mâlik, Muvatta’, I, 186; Beyhakî, III, 323, 324; Şevkânî, a.g.e., III, 325).

Kur’ân’da şöyle buyurulur: “Gece, gündüz güneş ve ay, O’nun varlığını gösteren âyetlerdendir. Güneşe veya ay’a secde etmeyiniz. Bütün bunları yoktan var eden Allah’a secde ediniz” (Fussilet, 41/37).

Bu âyet-i kerîme, ay ve güneş tutulması sırasında, bunları yaratan Allah için namaz kılmaya işaret etmektedir. (İslâm Fıkıh Ansiklopedisi)

Hz. Peygamber, (s.a.s) oğlu İbrahim vefat ettiği zaman üzülmüştü. Aynı günde güneşin tutulması üzerine bazı. insanların, güneşin de Hz. Muhammed’in üzüntüsüne ortak olduğunu öne sürmesi üzerine, Allâh’ın elçisi şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz güneş ve ay, Allâh’ın âyetlerinden iki âyettir. Herhangi bir kimsenin ölümü veya dünyaya gelmesi yüzünden tutulmazlar. Siz onların tutulduğunu gördüğünüz zaman, tutulma sona erinceye kadar namaz kılınız ve dua ediniz” (Buhârî, Küsûf, 1,3,8,13,15,17; Müslim, Kusûf, 10; Ahmed b. Hanbel, IV, 249, 253; eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, III, 326).

Küsûf namazı, mukîm veya misafir olsun, beş vakit namazla yükümlü olan erkek ve kadınlar için meşrûdur. Çünkü küsûf ve husûfnamazında Rasûlüllah (s.a.s)’in uygulaması böyle olmuştur. Bu namaz ezan ve kametsiz kılınır. Bir münâdî sadece “essalâtü câmia= namaz toplayıcıdır” diye seslenir (eş-Şevkânî, a.g.e., III, 325). Cemaatle veya tek tek, gizli veya açık okunarak, hutbeli veya hutbesiz kılınması mümkün ve caizdir. Ancak bu namazın mescidde ve cemaatle kılınması daha fazîletlidir.

“Hz. Ebû Bekir (ra) şöyle buyurmuştur: Bir kere biz Rasûlullah (sav)’ın yanındaydık, derken güneş tutuldu. Peygamberimiz kalktı, mescide girdi, biz de girdik, bize güneş siyahlıktan sıyrılıncaya kadar iki rekat namaz kıldırdı sonra, Şüphesiz güneş ile ay hiçbir kimsenin ölümünden dolayi tutulmazlar.. Siz bunlarin böyle tutulduklarini gördügünüzde, başiniza gelen bu hal açilincaya kadar namaz kilin.”

(Buharî, Küsuf 1. 2.223.24), (Nesefî, Küsuf 16)

Güneş tutulduğu zaman kılınan bu namaza fıkıh dilinde, �küsuf namazı�, ay tutulduğunda kılınana da �husûf namazı� denilmektedir.

“Küsûf” ve “husûf” lûgatte; güneş ve ay tutulmasını ifade eden iki isimdir. Küsûf; daha çok güneş tutulması, husûf da ay tutulması için kullanılır.

Küsûf, astronomi ilmi bakımından; güneş ışıklarının tamamının veya bir kısmının, gündüz, güneşle dünya arasına ay’ın gölgesinin girmesiyle dünyanın belli bir yöresine ulaşamamasıdır.

Husûf ise, geceleyin ay ışığının tamamının veya bir bölümünün, dünyanın gölgesinin güneşle ay arasına girmesi yüzünden dünyaya ulaşamamasından ibarettir. Bu iki kelime, birbirinin yerine de kullanılabilmektedir.

Husûf Kusûf Namazının Kılınışı :

Çoğunluk İslâm hukukçularına göre, küsûf namazı iki rek’at olup, her rek’atte iki kıyâm, iki kırâat, iki rükû ve iki secde bulunur.

Sünnet olan okuyuş şöyledir: İlk kıyamda Fatiha’dan sonra, uzunca  bir sûre, ikinci kıyamda Fatiha’dan sonra, bundan daha az, üçüncü kıyamda Fatiha’dan sonra, daha da az, dördüncü kıyamda yine Fatiha’dan sonra, bir öncekinden daha az miktarda Kur’ân okunur. Kıyamda ilk okuyuştan sonra rukûya varılır, sonra doğrulur ve ikinci okuyuşu yapar, sonra yine rukûya varılır ve secdeye gidilir. İlk rukûda yaklaşık yüz, ikincide seksen, üçüncüde yetmiş ve dördüncüde elli âyet okuyacak kadar “Sübhanallah= Allâh’ım seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim” der

Güç yetiremeyenler sadece iki rekat namaz kılsada olur…

(Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletuh, 1405/1985, II, 399).

Güneş tutulmasında ve Ay tutulmasında kılınan ve

Sünnet olan bu güzel namazlar ile ilgili olarak

Bediüzzaman Hazretlerinin orjinal açıklamaları şöyledir :

“Nasıl ki, güneşin gurûbu (batması), akşam namazının vaktidir; hem güneşin ve ayın tutulmaları, küsûf (güneş tutulması) ve husûf(ay tutulması) namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın (hususi, özel ibadetlerin) vakitleridir. Yani, gece ve gündüzün nurânî âyetlerinin, nikaplanmasıyla(örtülmesi, perdelenmesi ile) bir azamet-i İlâhiyeyi (Allah ın azametini, büyüklüğünü) ilâna medâr(vesile) olduğundan, Cenâb-ı Hak, ibâdını(kullarını), o vakitte bir nevi(çeşit) ibâdete dâvet eder. Yoksa, o namaz, açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim(astrolog) hesâbiyle muayyen(belli, belirli) olan ay ve güneşin husûf ve küsûflarının inkişafları(açılması) için değildir.”

El-Hâsıl :

Güneş Tutulması esnasında kılınan namaz, aynı akşam namazının vakti geldiğinde akşam namazı ibadetimizi edâ etmemiz gibi; hüsûf/küsûf namazı ibadetinin vakti geldiği için kılınmaktadır.

Yoksa sanıldığı gibi güneş tutulmasının geçmesi için kılınmaz. Zaten böyle bir şey mantıksızdır.

Gündüzün ortasında etrafın gece gibi oluvermesi, vaktin gündüz oluşuna işaret eden alametlerin perdelenmesi, Allah ın azametini, büyüklüğünü bize ilan eden bir vesiledir.

Bu vesile ile, Alemlerin Rabbi olan Allah a kul olmanın bilinci ile namaz ibadetine yönelmemiz gerekliliğini Kur ân-ı Kerîm den ve Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm dan ders alıyoruz.