Dr Haluk Nurbaki gözüyle TESETTÜR

Dr Haluk Nurbaki gözüyle TESETTÜR
26 Temmuz 2009 tarihinde eklendi, 307 kez okundu.


DR. HALUK NURBAKİ
Yeryüzünde yaşayan milletlerin, onları temsil eden toplumların mutsuzlukları hiçbir düşünen kafa için inkâr edilemeyecek kadar aşikârdır. İşin en ilginç yanı insanlık tarihi tanındığı günden bugüne çoğunlukla bu mutsuzluk aynı çizgileri değişik renklerde de olsa tekrar edip durmuştur.

Mutsuzluklar, temelde sevgi eksikliğine dayanır. İnsanlar birbirini sevemedikçe hırçınlaşır, kavgalar yaygınlaşır. İnançsızlığın bir damgası olan şükürsüzlük de, buna eklenince mutsuzluk bir kâbus gibi toplumların üzerine çöker.

Mutsuzluktan kurtulmanın çaresini Yüce kitabımız özellikle Sûre-i Bakara’da “Felâha (mutluluğa) çağırırken net bir şekilde ittikaya yani Allah’a karşı saygı ve sorumluluğa bağlamaktadır. Şüphesiz ki insanların birbirini sevmesi toplumun çekirdeği olan aile düzeni içerisinde doğar. Hilkatin bir sırrı olarak ayrı psikolojik yapılara sahip erkek ve kadının sevgiye bağlı birliği ve dirliği mutluluğun temel anahtarıdır. Hayatın akışı içerisinde bu dengeyi sürekli koruyabilmek ise bu iki cinsin birbirlerine bakış açısı ve sevgi cereyanı ile mümkündür. Eğer kadın ve erkek arasındaki cazibeyi şehvet vitesine bağlarsanız kısa bir süre sonra cazibeler kaybolur, etkileşim söner. Bir erkeğin veya kadının aile yuvası içinde birbirlerine karşı sevgi ve isteklerini kesiksiz sürdürebilmeleri için hem erkeğin hem kadının cînslerine has manevi cereyanlarını telef etmemeleri gerekir. İşte tesettür dediğimiz güzelliklerin gizlenmesi olayı bu cazibeyi ayakta tutan en büyük kuvvettir. Kadının arzulanan, erkeğin arzulayan cereyanları sürdükçe aile içindeki sevgi devam eder. Tesettürün zıddı olan açılıp saçılma ise, erkeği arzulayan kadını da arzulanan varlık olmaktan çıkartır. Dolayısıyla her iki cinsin sevgi cereyanları kısa bir süre içinde söner gider. Bundan sonra artık ailelerde süregelen birliğin itici gücü menfaatten ibaret kalır. Bu kökleri kurumuş aile birliği eşleri ya ihanete ya da nefrete sürükler. Böyle toplumlarda yalnız varlıkları sınırsız şehvet sapıklığına sürükleyen yanılgılar özellikle gençleri yanlış bir etkileşimle ahlâksızlığın çukuruna yuvarlar. Ve orta yaştan itibaren hem kadının hem erkeğin cinsel etkileşimleri biteceği için her iki cinsin maddi manevi gücü tükenir. İşte tesettür bu gerçeklerin ışığında tetkik edilirse yalnız ailelerin değil, toplumların da ayakta kalarak varlıklarını sürdürebilmeleri için bir kilit işarettir.

Binlerce yıl önce denenip toplumları çökerten ahlâki bunalımlar esir pazarında çıplak kadın teşhir eden fotokopilerini bu kez televizyonlarda tekrar ediyor. Ne yazıktır ki ne istediklerinden, ne yaptıklarından habersiz olan kadın hakları savunucuları da ağzını açmak cesaretini bile gösteremiyorlar. Tarihte Ortadoğu’daki Sodom ve Gomore kentlerini ilâhi gazaba uğratan Roma gibi dev bir imparatorluğu sona erdiren müstehcenlik senaryolarını hep beraber soğukkanlılıkla ve vurdumduymazlıkla seyrediyoruz.

Kur’an verdiği emrin müthiş bir takipçisidir. O açılıp saçılmayın demişse getirdiği sosyal yasaları psikolojik, biyolojik, yasalar mutlaka bu emrin takipçisidir. Farkında mısınız bilmem, açılmış vücutlara bakanlar kalmadı. Ve yıllarca önce bir erkeği heyecandan heyecana sürükleyen kadın güzelliğini duvardan farksız hale soktunuz. Hilkatin bir sanat şaheserini teşhir ede ede ne hale getirdiniz. Lânet olsun size!..

Gerçek gözüyle seyrediyor musunuz bilmem. Tesettürlü kadın mevcut güzelliğini kat be kat güzelleştirmektedir. İnanmayan varsa denesin kendini aynada seyretsin.

İÇ DÜNYA SÜKUNETİ…

Aslında güzelliğin vazgeçilmez bir parçası iç dünyamızdaki sükûnettir. İnanan bir insanın bu sükûneti bulacağı aşikârdır. Onun bakışlarındaki mutluluk güzelliğin temel ışıklarından biri olarak gözlere yansıyınca her çehrede akıl almaz bir değişim sağlar. Tam aksine bakışlarında kıskançlık, ihanet gizlenen kimseler ise Allah’ın verdiği fizik güzelliği en alt düzeye çekerler. Ne makyaj ne estetik cerrahi arz ettiğim bu kuralı bozamaz.

Yüce kitabımızın emrettiği çizgiler içerisinde ve Fahr-i Kâinat Efendimiz’in uygulayarak bize tanıttığı tesettürü, lüzûmsuz gayretkeşliklerle sevimsiz hale getirmek ve insanları tesettüre karşı saygısız kılmak fevkalade yanlış ve yüce dinimizi rencide eden bir tutumdur.

Tesettürün en ilginç bir sırrı da İslâmiyetin erkekle kadını eşit görerek onları toplum içerisinde birbirinden rahatsız olmayarak birlikte yaşayabilmeye teşvik etme hikmetidir. Kadın açılıp saçılmazsa toplum içerisinde dü*şünen, üreten bir varlık olarak erkekle eşit görüntü arz eder. Aksi takdirde müstehcenliği nisbetinde kendisine rağbet edilen bir eşya hüviyetine bürünür ya da ilgi görmediğinden sıkıntılanan bunalımlı bir kişilik kazanır.

Gelin siz, tesettürün huzur getiren, sevgi getiren ikliminde mutluluğu seçin.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git