Dİnİmİze GÖre Kapi Nasil Çalinir….?

Dİnİmİze GÖre Kapi Nasil Çalinir….?
10 Eylül 2009 tarihinde eklendi, 445 kez okundu.



Karakterimizin, müslümanlığımızın kaç ayar olduğunu belli eden yerlerden biri de kapı önleridir. Bir kapıya vardığımızda davranışlarımız ve iç dünyamız pek çok şeyi ele verir. Kapıya varmanın, kapıyı çalmanın bir edebi var ve o edep bize Devr-i Saadet’ten hatıra.

“Bir eve gittiğinizde kapıyı üç sefer çalın, yüzünüz kapıya dönük olmasın, kapının sağına veya soluna çekilin” diye nasihat ederdi büyüklerimiz. O zamanlar anlayamazdık ne demek istediklerini ama dedikleri gibi yapmaya çalışırdık. Bu nasihatin bir ayete dayandığını o çocukluk halimizle nereden bilebilirdik ?..

Gönül hoşluğuna ilk adım: İzin almak

Kapı çalmakla ilgili ayet olur mu diye sorulabilir. Var! Çünkü ev mahremiyeti, evin dokunulmazlığı diye bir konu var ve bu dinimizce son derece önemli görülen bir husus. İşte ev mahremiyetine hürmet ve saygının ilk adımı kapıya varınca durmak ve kapıyı çalmaktır.

Hz. Peygamber s.a.v. zamanında evler genellikle tek katlı, nadiren iki katlıydı. Ker*** duvarlar, toprak tavanlar, hurma dallarıyla örtülü çatılar… Bir de evlere girilen bir yer var; genellikle üzerinde bir perdenin asılı olduğu bir yer. Kapı diyoruz ya, işte o… Bugün bildiğimiz ahşaptan veya demirden, çelikten kapılar nerede? Evin kapısı bir perdeden veya içeriyi göstermeyecek bir paravandan ibaret; çoğu zaman bunlar da yok…

Medine’ye hicretin ilk yıllarında insanlar birbirlerine gittiklerinde izin istemeden evin içine kadar girdikleri oluyordu. Bu durum başta Efendimiz s.a.v. olmak üzere birçok sahabiyi rahatsız ediyordu. Yüce Mevlâ ev mahremiyetine saygı gösterilmesi gerektiğini şu ayet-i kerime ile Rasul -i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e bildirdi:

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere gireceğinizde, orada yaşayanların gönül hoşluğunu bulacak şekilde izin almadıkça ve onlara selam vermedikçe içeriye girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Olur ki düşünür de hikmetini anlarsınız.

Evlerde kimseyi bulamazsanız, size izin verilmedikçe içeriye girmeyin. Eğer size ‘geri dönün’ denilirse geri dönün; bu sizin için daha temizdir. Allah yapmakta olduğunuz bütün işleri bilendir.” (Nur, 27-28)

Ev mahremiyeti demek ki gerçekten önemli! Kur’an -ı Kerim’de, namaz gibi, zekât gibi birçok farz ibadetin ayrıntılarına yer verilmemişken, eve nasıl girileceğine, hatta diğer bir ayette ev içerisinde odalara girmek için hangi vakitlerde çocukların müsaade istemesi gerektiğine yer verilmesi dikkat çekici değil mi?

Namaz kılma ve zekât verme emri ayetlerde yer almaktadır. Ama kaç rekât kılınacağı, ne kadar zekât verileceği gibi ayrıntılar Sünnet’te açıklanmıştır. Ev mahremiyetiyle ilgili ayrıntılar ise ayetlerle bildirilmiştir. Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’in hayatında ve Sahabe-i Kiram’ın uygulamasında en güzel örnekleriyle bize kadar ulaşmıştır. İşte bir örnek:

Hz. Ömer’in kapısı ve bir bekleyen

Kapının önünde bir adam sesleniyor:

“Ebu Musa izin istiyor!”

İçeriden bir cevap gelmiyor. Adam bir müddet bekliyor. Bu sefer:

“Eş’arî izin istiyor!” diye sesleniyor. Kapıya kimse çıkmıyor. Bir müddet sonra:

“Abdullah b. Kays izin istiyor!” diye sesleniyor. Ama nafile… Evden cevap veren kimse olmuyor. Bunun üzerine adam geri dönüp gidiyor. ( Ebu Davud , Edeb 127)

Bu adam kim, biliyor musunuz? Sahabe-i Kiram’ın ileri gelenlerinden Ebu Musa el- Eş’arî r.a .. Asıl adı da Abdullah b. Kays’tır , aslen Yemen’lidir . Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in İslâm’a davetini duyunca iki ağabeyi ve elli iki hemşehrisi ile birlikte bir gemiye binip yola çıkmışlar, fakat büyük bir fırtınaya tutulmuşlardı. Yönlerini şaşırıp Habeşistan’a kadar sürüklenmi ş lerdi . Orada Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz’in amcaoğlu Cafer-i Tayyar r.a. ve diğer müslümanların bulunduğunu duyunca çok sevinmişlerdi. Nihayet Hicretin yedinci senesinde ancak Medine’ye dönebilmişlerdi. Rasul -i Ekrem s.a.v. de onları iki hicret sevabı kazanmakla müjdelemişti. Önce Habeşistan, sonra da Medine… Buna nasıl da sevinmişlerdi…

O günden sonra Ebu Musa el-Eş’arî r.a ., Peygamber s.a.v. Efendimiz’den hiç ayrılmadı. Bütün savaşlara katıldı. Hz. Ebu Bekir r.a. döneminde birçok hayırlı hizmette bulundu. Hz. Ömer r.a. ve Hz. Osman r.a. dönemlerinde yıllarca Basra ve Kûfe valiliğinde bulundu.

Yukarıdaki olayda, kapının önünde bekleyen kişi işte bu büyük sahabi , ev de Hz. Ömer r.a.’ ın evidir. Alemlere rahmet Rasul -i Ekrem s.a.v. Efendimiz’in gözdesi, fazilet sıralamasında ümmetin ikincisi, ikinci halife Hz. Ömer r.a.’ ın evi… Medine’deki herhangi bir ev gibi sade ve gösterişsiz. Kapısında nöbet bekleyenler de yok.

Ebu Musa el-Eş’arî r.a. da Sahabe-i Kiram’ın alimleri sayılınca altıncı sırada zikredilen, güzel davranışıyla Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’in takdirlerine nail olan, hayatı boyunca sade ve mütevazi yaşantısından asla taviz vermeyen meşhur sahabi . Bir işi dolayısıyla Hz. Ömer r.a.’ ın kapısına geliyor ve görüşmek için yukarıda geçtiği üzere üç kere izin istiyor. Cevap alamayınca da geri dönüp gidiyor.

Hz. Ömer r.a ., Ebu Musa r.a.’ın geri döndüğünü fark edince adam gönderip çağırttırıyor ve kapısından geri dönmesinin sebebini soruyor. Ebu Musa r.a. da Rasul -i Ekem s.a.v.’den duymuş olduğu bir hadisi zikrediyor. Şöyle buyurduğunu söylüyor:

“Eve girmek için izin istemek üç defadır. İzin verilirse girersin, verilmezse geri dönersin.”

Hz. Ömer r.a. bu sözün Peygamber Efendimiz’e ait olduğu hususunda Ebu Musa r.a.’ dan şahit istiyor. O da sahabilerin bulunduğu bir yere gelerek Hz. Ömer r.a. ile arasında geçen olayı anlatıyor ve bu konuda kendisine şahit olabilecek kimsenin bulunup bulunmadığını soruyor. Orada bulunan sahabiler , en küçüklerinin bile bu hadise şahitlik edebileceğini dile getirerek, aralarında yaşça en küçük olan Ubey b. Kaab r.a.’ı gönderiyorlar.

Hz. Ömer r.a.’ın, valilik gibi çok önemli görevlere tayin ettiği birine güvenmediği için değil, hadisler konusunda çok titiz davrandığı için şahit istemiş olduğu rivayet ediliyor. Nitekim bu olaydan sonra o da böyle yapmaya başlıyor.

Ev mahremiyetine saygı ve edep

“Rasulullah s.a.v. birinin kapısına geldiğinde yüzünü kapıya dönmezdi; sağ veya sol omzunu çevirirdi. Sonra da ‘ esselamu aleyküm , esselamu aleyküm ‘ derdi. Böyle yapışı, o sıralar kapılarda örtü olmayışındandı.” (Ebu Davud, Edeb 138)

“İzin istemek, görme sebebiyledir.” (Ebu Davud, Edeb 136). Bundan dolayı evin kapısına gidildiğinde içerisini görecek şekilde durmamak gerekir.

Bir bedevî, Rasulullah s.a.v.’in kapısına geldi. Gözlerini kapının kırıklarına yapıştırdı. Rasulullah s.a.v. adamı fark etti, elindeki çubukla üzerine yürüdü. Adam hemen oradan kayboldu. Rasulullah s.a.v .: “Eğer yerinde kalsaydın gözünü oyardım” buyurdu. (Nesaî, Kasame 44)

Rasulullah s.a.v ., evin içine bakarken yakalamış olduğu bir adamı “Ben sağ olduğum müddetçe Medine’de oturmayacaksın!” diyerek Tâif’e sürdüğü rivayet edilmiştir.

Kapıyı çalana “kim o?” dendiği zaman, “ben” veya “benim” gibi belirsiz ifadeler yerine kendisini tanıtacak şekilde cevap verilmelidir.

Mahremiyetin korunması hususunda ev halkının da kapı, perde, tül gibi vasıtaları kullanmakla gerekli tedbiri alması zorunludur.

Evin camına, balkonuna bakmak nasıl edeb dışıysa, camı, kapıyı, balkonu başkalarının bakışına arz etmek de o derecede edep dışıdır.

Ev mahremiyeti ve ilgili hükümler, kaynak eserlerimizde “ isti’zan ” yani izin isteme başlığı altında geniş bir şekilde ele alınmı ştır.

Dinimiz mahremiyet duygusunun fıtrî olduğunu özellikle belirtmiş; evlerimizi, münasebetlerimizi, komşuluklarımızı, kısaca sosyal hayatımızı mahremiyete saygı çerçevesinde oluşturmamızı istemiştir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git