Tadı Nasıldı Hayatın!

Tadı Nasıldı Hayatın!
30 Ağustos 2009 tarihinde eklendi, 231 kez okundu.


Ali Hakkoymaz

Bak, yine “nefes” aldım! Ne lezzetli her nefes!

Ziya Osman da farkında alıp verdiği nefeslerin: “Alıp verdiğin her nefes; birbirinden mukaddes!” diyor.

Kaç nefes aldın şu âna dek!

Aldığın nefesler kadar dünyan oluyor.

Alamadığın nefeslerde görmüyorsun gökyüzünü!

Nefeslenirken ayrılıyor; kavuşuyoruz…

Canımız sıkılıyor ya da seviniyoruz nefes alıp verirken…

“Ne var bunda?” diyebilirsiniz de… deyin! Çok şey… “Bilmek” diye bir şey var mesela…

Nefesler… nereden nereye?

Bu nefesleri alıp verirken… alıp verdiğin ne?

Hayatla bir alıp veremediğin mi var ki; uzaksın çok zaman alıp verdiğin nefeslere…

Hayata… Kendine…

Başucumda hayat…

Kalbimin ta içinde….Durmadan bakıyor gözlerime…Annem öldüğünde bile…

Bir yanda/n güllerle iç içeliğim… Bir yanda ölüm…

İşte, karıncaların belki de hac yolculuğu…

Arıların vızıltısında bahar… Ölümden korkabilir misin! Kaz, mezarcı, kaz!

Başucumda hayat…

Selamı var şu bulutların sana… Selamı var şu kuşların…

Yaprakların muaşakasını duyuyor musun rüzgârla…

Kaç yeşile bürünmüş mezarlık!

Burası mezarlık mı!

Başucumda hayat…

Yola çıkarken…Yolda…Dönüşte…Gelişte gidişte…

İşimde… İşsizliğimde… (Bir dakika: İşsizlik var mı ki…)

Başucumda hayat…

Her yerde bu “hayatla göz göze”lik. Her nefes numunelik!

Hep yeni, hep taze, her nefes hep ilk… (Son belki de… Bil ki…)

Başucumda hayat…

Ben muhabbetin hastası oldum.

Soframda muhabbet kuşları…

Aynalarda sevincimin izi… ve de kederlerimin…

Yüreğimin sözü sevdiklerimin gözünde…

Ben bu hayat yüzünden düştüm yollara…

Şu narlar var ya dallardan sarkan… Ah, ne pırıltılı mevsimler…

Hazların adı olur ya bahar…

Tadı nasıl/dı hayatın!

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git