Ramazan aynası

Ramazan aynası
12 Ağustos 2009 tarihinde eklendi, 188 kez okundu.

Ali Hakkoymaz

-İftara ne kaldı ki-

Unutmasın diye insan, “insan”lığını; orucu sıkı sıkı tutacak… Sıkı sıkı…

Kendini yani!

Oruçla sıkı fıkı olmak, kendimizle sıkı fıkı olmanın yollarını açıyor bize.

Unuttuğumuz “ekmek kokusu”nu yeniden duyuyoruz. O koku korkumuzu okşuyor âdeta… Utana sıkıla o emaet kokuyu bize taşıyor ekmek. Öyle ya ne bilsin ekmek yani buğday benim açlık acısıyla kıvrandığımı… Çamura, “Buğday ol!” diyendir, Rezzak…

Tuttuğun kendinsin oruçta. Bu, içine sinsin, sinsin ki… sinsi sinsi gelir nefis, “nefis” gibi adamlar ve saireler…

Ebedî aç kalmamak için kolay yoldan dünyada “az bir, aç” kalmamız gerekiyor. Az biraz…

İmsaktan iftara; o kadar! Sonra? Sonrasını kitaplardan ve içinden ve işinden okursun!

Hey, biz, zaten söz vermedik mi!

Sen bizim Rabbimizsin dediğimizde “imsak” başlıyor; ta, ölüm iftarıyla yeni âlemlerin kapısı açılıyor.

Ramazanda sözümüzü hatırlıyoruz…

Her namaz da işte o sözün secdeyle toprağa imza atılışı…

Bir söz var orta yerde. Sözünde durmak gerkir insana.

“O söz”e yapışırız işte oruçta ağzımızı bağlarken… Tartısız/ tatsız sözleri kovarız d/ilimizden…

Elimiz verenin verdiklerinden v/ermeye alıştırılır. V/ermek zordur; ama insanlığa tırmanmak olunca işin işi… için ata ata atıyorsun fazlalık adına ne varsa…

Silkip atıyorsun omzuna “apolet” niyetine taktığın “gururu…”

Bir omzuna nişan niyetine acizliğini; öteki omzuna fakirliğini öylesine sevine övüne asıyorsun ki… taşı gediğine koyuyorsun; düşmesin diye insanlığın paramparça… yıkılmasın diye insanlığının duvarı…

Zaten hep açız biz, açığız… Yesek de doymayız. Doyunca acıkırız.

Hep bir yardıma ihtiyacı olandır insan… Öylesi çok emellerle doluyuz ki…

Bütün mevsimlerine geliyor ramazan döne döne…

Sen bütün mevsimlerde açsın/muhtaçsın; adını unutma! Her halin dua, her halin istemek.

Oruç, belini/bileğini büküyor.

Kendinden bile sakladıklarını “açık” ediyor. Sen kendinden bile kaçırıyosun kendini. Haddini bilmiyorsun. Adını yani…

“Öteki” zamanlarda da acıkıyorsun da… aç(lı)ığını ilk fırsatta “kapatıyorsun!” Seni, seni! Karnın tok sırtın pek… pek “hava” atıyorsun da… Ramazan çıkınca karşına iş değişiyor.

Çamuru “buğday” yapan sen olmayınca; boyun eğmekten başka yol gözükmüyor.

Ötesi inattır… Körlüktür… Mühürlenmektir… ötekilerdir…

Ramazan, aynadan daha parlak gösterir seni sana… “Ramazan aynası”nda doyasıya seyredelim açlığımızı ki ebedî doyalım diye…

Ramazanı okumaya çalışıyorum: Ummadığım yerlerden… Umduğum biri… Umduğumca gönderiyor soframa… her şeyi… Kara toprağı tebessüme boyayan biri var… İyi ki var…

Açlığım tebessüm ediyor bütün ramazan aynalarında…

Etiketler:

Ramazan aynası Konusuna 3 Yorum Yapıldı
  1. Ayşe Reşad diyor ki:

    Çok güzel bunu alıyorum ;)

    Ayrıca yemekler de çok nefis ya ellerine sağlık :)

    Sen şişmanlatacaksın bizi :D

    muhabbetle ;)

  2. rumma diyor ki:

    Beğenmene sevindim Ayşe abla..:)

    valla sizin sofralarınızın yanında hiç kalır bu yemekler hilalden duyduklarımdan edindiğim kanı itibariyle…:)

    pek bir manalı oldu bu cümle..:)

    sevgiyle…

Sayfa başına git