Dostları olmalı insanın…

Dostları olmalı insanın…
29 Ekim 2013 tarihinde eklendi, 363 kez okundu.

vintage typewriter

 

Doktora gitmeye korkan insanlar görürüz etrafımızda.  Hastalardır, acı çekiyorlardır. Bunu bildikleri halde, en çok doktorun ağzından duymaya korkarlar hasta olduklarını.

Henüz tanısı konmamış hastalıklar, tanısı konmuş hastalıklardan daha çok ümitlendirir insanı. Teşhis koyuldu mu bir kere hastalığa, kabullenmek gerekir çünkü. Artık adı konmuştur, hastalıktır, bellidir, kabullenmekten başka bir çare bıraktırmaz insana.

Halbuki doktor ´Hastasın´ demese, nasılsa bastıracaktır hasta hastalığını geçeceği ümidiyle. Adı konmayınca, daha az üzülecektir. Daha az acıyacaktır yaraları .

Henüz tanısı konmamış hastalar gibiyiz hepimiz.Mutsuzluklarımızı fark etmesinler, ´iyi değilsin ´ demesinler diye, hep bir yerlere, kalbimizin en kuytusunda bir yerlere gömmeye çalışırız duygularımızı.

Çünkü ´ mutsuzsun´ dediler mi bir kere, bir kere koydular mı adını, tanısını, gerçekten mutsuz olacağımızı biliriz. Eşin dostun ruh durumumuza ‘tanı´ koymaları endişesiyle kaçırırız gözlerimizi bazen sevdiklerimizden… Mutsuzluğumuzu tekit etmelerinden korkarız.

Eskiler, ´ Kırk kere birine deli dersen, deli olur ´ demişler.

Kırk kere tekrarlayınca bir sıfatı, artık o sıfat yerleşirmiş sahibine. Kırk kere ´ Sen hastasın ´ denilen insan, hasta olurmuş denilir. 

İnsan, ağzından çıkan her şeye vakti gelir, kendi de inanır. İnandırır kendini. Kendine iyiliği telkin etmesi insanın, işte bu yüzdendir. İyi ilaç bedeni hastalıkları nasıl tedavi ediyorsa, iyi sözün de ruhi hastalıkları tedavi edici özelliği vardır.

Bu yüzden, etrafında ´ iyi olacaksın ´ diyen dostları olmalı insanın. Ümit eken, ümit biçen, güzel söz söyleyen, yargılamadan dinleyen, hakkı ve sabrı tavsiye eden, gerekirse kırk gün boyunca iyiliği telkin eden dostları olmalı insanın.

Her şeyin iyi olacağını söyleyince dostunuz, yani sevdiğiniz ve inandığınız insan, bir ümit tohumu ekmiştir kalbinize.  Şayet gerçek dost ise dost bildiğiniz, ilaç gibi şifadır sözleri ruhunuza. Sonrasında da dostunuz bırakmaz sizi. Sular ümitlerinizi, biçer kederlerinizi, budar hayallerinizi ve yeşertir belki de ümit çiçeğinizi..

Kırk güzel kelimeyi hiç usanmadan, kırk gün kuracak dostları olmalı insanın. Kırk gün boyunca hiç usanmadan sevecek, kırk gün dert dinleyecek, kırk gün her türlü nazı bıkmadan çekecek dostları olmalı insanın.

Güzel söz, gönlü gül gülistan eder, kışı yaza çevirir. Tüm gamı, kasaveti alır bazen dostun bir güzel sözü, insanın kalbinden.Güzel söz, düşmanlığı bile dostluğa çevirendir. Nitekim Hz. Pir Mevlana Celaleddin Rumi de bu hususta şöyle demiştir oğluna ;

  ´´ Bahaeddin! Düşmanını sevmek ve düşmanının da seni sevmesini istersen, kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle. O düşman senin dostun olur. Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır… ´´

Hz. Mevlana ne de güzel söylemiş.

 Geriye kalan, kocaman bir sükut olmalı bu cümleden sonra.

 Dost’ça kalın..

Hilal Kantarcı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git