Bir kitap,bir ezgi,hayırlı cumalar..

Bir kitap,bir ezgi,hayırlı cumalar..
28 Kasım 2014 tarihinde eklendi, 336 kez okundu.

dindar bir doktor hanım

Dindar Bir Doktor Hanım

Kendi hayatındaki anekdotlar dönemin ruhundan, insanların başkalarını da gözetme duygularından izler taşıyor. Fatih Atikali’de doğduğu ev iki caddenin kesiştiği bir yolağzında olduğundan, o zamanlar daha sokak lambaları da bulunmadığından, ev halkı gelen geçen aydınlansın diye pencerenin dışındaki yuvarlak demire fener asarlarmış. Evin önüne yüksekçe mermer bir dinlenme taşı yerleştirmişler ki elinde ve sırtında yük olanlar taşın üzerine oturup dinlenebilsin. Mezarlıklara, evlere kuşlar için suluk yerleştiren, yetim kızları evlendirmek için vakıflar kuran bir medeniyetin tezahürleri.

1925 doğumlu olan Doktor Ayşe Hümeyra Ökten o zamanki İstanbul’un en mutena semti olan hatta bu yüzden nefs-i İstanbul denilen Beyazıt’ta yetişmiş bir kadın. Bu gözde muhitte cumhuriyet elitlerinin arasında bulunmakla beraber aslen dindar bir aileden geliyor. Baba tarafı Trabzon’da nesiller boyunca hafız olarak yetişmiş din adamı olarak görev yapmış değerli kişilerle dolu. Fakat hocalık sadece Allah rızası için yapıldığından aile büyük kayıklarla deniz ticareti ve nakliye yaparak geçimini sağlarmış. Hayatları kerametlerle dolu kalp gözleri açık, gerçekleşen sahih rüyaları olan salih insanlar.

Babası Celaleddin Ökten hoca hastalığının en şiddetli zamanlarında bile ‘elhamdülillahi ala külli hal’ diyen biri. O dönemin genel hissiyatıydı bu. Az tüketilir israftan şiddetle kaçılır ve başa gelen her şeye şükredilirdi. O, ayrıca lambasının gazı bitene kadar okuyan bir adam. Nitekim kitap okurken vefat edince kitabı öyle açık kalmış kucağında. İnsan hayatında ne iş üzerindeyse ölümü de o iş üzerinde oluyor bir bakıma. Söyleşide önemli bir yer tutmuş olan Celal Hoca Türkiye’nin ilk üniversitelilerinden ve tam bir Arapça üstadı. Fakat Darülfünun’un felsefe ve edebiyat bölümünü bitirdiğinden Arapça itibarını yitirdiğinde de öğretmenliğe devam edebilmiş. O zamanlar İstanbul Sultanisi denilen İstanbul Erkek Lisesi’nde Arapça dersleri verirken Arapça ve Farsçanın kaldırılmasıyla (1 Eylül 1929) felsefe okutmaya başlamış. Kabataş ve Vefa gibi önemli liselerde de çalışmış, öğrencilerine Fransızcadan Durkheim, Kant, Auguste Comte okutan, tercümeler yapan bir hoca. Çevresinde Mahir İz, Seyyid Abdülhakim Arvasi, Babanzade Ahmed Naim, Mehmet Zahid Kotku gibi feyz aldığı dostları olan Nurettin Topçu’nun öğretmeni olmuş bir kişi. Ayrıca imamlarımızın edebiyat, matematik, fizik gibi ilimleri de öğrenmesi gerektiğine inanarak yeni bir muhtevayla imam hatipleri ilk kuran kişi.

(Dindar Bir Doktor Hanım, Nevin Meriç, Timaş Yay., 2011)

 

Sevda dedim /Eşref Ziya Terzi

Sevda dedim bilir misin ?
Göze almak ölümü,
Sevda dedim öyle değil,
Hiçe saymak ömrü.

Sevda dedim terketmek,
Ana, baba, kardeşi,
Eşi, dostu, arkadaşı,
Yari, yareni.

 

Sevda dedim bilir misin ?
Vazgeçmek maldan, mülkden,
Sevda dedim öyle değil,
Değişmek dipten, kökten.

 

Sevda dedim terketmek,
Ana, baba, kardeşi,
Eşi, dostu, arkadaşı,
Yari, yareni.

Etiketler:

Sayfa başına git