Evlilik ve Aile
Çocuklarda ruh sağlığı problemleri /Ali Çankırılı
28 Ağu

İNSANIN kendini değerli hissetmesi, aile ve iş hayatında başarılı olması ve içinde yaşadığı toplumla iyi geçinmesi ruh sağlığı ile yakından ilgilidir. Ruh sağlığının temeli çocuklukta atılır. Çoğu anne babalar çocukların beden sağlığı ile ilgilendikleri kadar ruh sağlığıyla ilgilenmezler. Elbette bunu bilerek yapmazlar. Çünkü beden sağlığının bozulduğunu ateşinin yükselmesinden ve şikayetlerinden kolayca anlayabiliriz; fakat ruh sağlığının bozulduğunu anlamak zordur. Aslında her çocuk ruh sağlığının bozulduğunu bazı işaretlerle belli eder, ancak bu işaretleri çözme bilgisinden yoksun olduğumuz için işin ciddiyetini anlayamayız.
Okuduğumuz kitaplardan, eğitimcilerden, psikologlardan “ruh sağlığı” ifadesini sık duyarız, ama çok azımız bunun ne anlama geldiğini bilir. Ruh sağlığını açıklarken her yazar kendi tarzına göre farklı kelimeler kullanabilir. Ancak sonuçta hepsi aynı anlama gelir. Ruh sağlığını kısaca şöyle açıklayabiliriz: Yetişkin insanın veya çocuğun kendine, aile üyelerine, arkadaşlarına ve yabancılara karşı davranışlarında neler hissettiğini, zor durumlar karşısında nasıl davrandığını, geleneklere, görgü kurallarına, toplumun dinî ve ahlakî değerlerine nasıl baktığını, karşılaştığı olayları nasıl yorumladığını, zevklerini, eğilimlerini ve hayata bakış açısını belirleyen duygusal güçlere ruh sağlığı denir.
More >
No-Frost Buzdolabı Kocalar /Mehtap KAYAOĞLU
21 Ağu

…………………………….
“…görmelisiniz Mehtap Hanım…! No-frost buzdolabı gibidir benim kocam…”
Gözleri yaşlarla dolu, elinde mendil iki göz iki çeşme bir bayan
danışanımdı bu sözleri söyleyen.
“Hay Allah…” dedim içimden. O kadar üzgün ve bitkin görünüyordu ki…
Otuz iki yaşında, 14 yıllık evli ve üç çocuk annesiydi. Ağlamaktan
şişmiş gözleri ve elindeki mendille çekiştirdiği burnuna rağmen çok
şirin görünen bir hanımefendiydi. Ve eşi için dile getirdiği ilginç
tanımlama sırasında yüzünde tatlı bir tebessüm oluşmuştu.
Gözyaşlarına rağmen, bakışlarından süzülen gülümsemeyi fark edince
esprili bir şeyler söylemek geldi içimden…
More >
Bir daha düşünün
21 Ağu

5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor. Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.
19 Ekim: Biraz büyüdüm. Kımıldamam mümkün değil. Annem henüz farkında değil ama onun kanıyla besleniyorum. Kalbini dolaşıp gelen sımsıcak kan bana geliyor. Beni sevecek bir kalbin kıpırtılarını şimdiden hissediyorum. Annem beni çok sevecek. Annem için güzel bir sürpriz olacağım.
Evlilik Yüzüğünü niçin 4. parmağa takarız
21 Ağu
Alyans- evlilik yüzüğüEvlilik Yüzüğümüzü (Alyansı) neden dördüncü parmağımıza takmalıyız?
Bunun, Çinliler’in anlattığı çok güzel ve inandırıcı bir açıklaması var…
* Başparmak, anne-babanızı,
* İşaret parmağı, kardeşlerinizi,
* Orta parmak, sizi,
* Dördüncü parmak (yani yüzük parmağı), hayat arkadaşınızı,
* Ve serçe parmak, çocuklarınızı temsil eder.
Resme Bakın!

Alyans- evlilik yüzüğü
More >
Çocuklarımızı Cinsel Tacizden korumak için.. /Ali Çankırılı
21 Ağu

OKUYUCULARIMDAN sıkça e-mail (elektronik posta) alıyorum. Çocuk eğitimine gösterilen bu ilgi bizi sevindiriyor ve yazma cesareti veriyor. Son günlerde medyada tartışma konusu yapılan ‘çocuk pornosu ve cinsel taciz’ anne babaları iyice korkutmuş. Özellikle büyük şehirlerden yazan anneler, çocuklarını cinsel tacizden nasıl koruyacaklarını soruyorlar. İstanbul’dan yazan bir anne, çocuğunu cinsel taciz konusunda bilgilendirmek istediğini, ancak bunu nasıl yapacağını bilmediğini söylüyor ve kendisine yardımcı olmamızı istiyor. Bir baba, internet kafelerde gençlerin porno içerikli sitelere girdiğini, cd’ler izlediğini, belediyelerin ve ahlâk zabıtasının buraları denetlemesi gerektiğini yazıyor.
Bizimle yüzyüze görüşen öğrenci velilerinden de benzer sorular ve şikayetler geliyor. Medyada öğrencilerine cinsel tacizde bulunan öğretmenlerden bahsedilmesi, anne babalarda ciddi korkulara yol açmış. Bir kız öğrencinin annesi ağlayarak şöyle diyordu: “Evladımızı teslim ettiğimiz öğretmenler de bunu yaparsa, daha kime güveneceğiz?”
Anneme ve babama mektup/Atalar Yörükoğlu
20 Ağu

Sevgili anneciğim ve babacığım,
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
More >
Çocuklarda okul korkusu
20 Ağu

FIRSAT BULURSAM, okulların açıldığı ilk günü bir okula gider, okula yeni başlayan çocukları ve anne babalarını izlerim. Eğer dikkat etmişseniz, hemen her okulda anneler çoğunluktadır. Neden acaba? Babalar işe gitmek zorunda olduğu için mi? Ya da çocuk eğitimiyle daha çok anneler ilgilendiği için mi? Bu sorulara “evet” cevabı verilebilir ve belki bir bakıma doğrudur da. Ancak okul korkusunu açıklamaya yetmez. Siz hiç okulun ilk günü babalarıyla gelen çocukların ağladığını, huysuzluk yaptığını, babalarının elinden tutup bırakmadığını gördünüz mü? Ama korku dolu gözlerle annelerinin eteğine yapışıp bırakmayan, göz yaşları içinde “ne olur anneciğim beni bırakma” diye yalvaran çocukları çok görmüşsünüzdür.
Okul korkusu olan çocuklar genelde anneye bağımlı hale gelmiş, kendilerine güveni olmayan, anneleri yanında değilken kendilerini aciz ve yalnız hisseden, aşırı koruma ile büyütülmüş, kendi başlarına tuvalet ihtiyaçlarını dahi gideremeyen çocuklardır. Anneleri de bu çocukların tek başına yapamayacaklarını ve okula kolay alışamayacaklarını bildikleri için okulun ilk günü çocuklarından daha gergin ve heyecanlıdırlar. Aslında çocuklar daha okula gelmeden önce korku belirtileri göstermeye başlamıştır. Her çocuk, korunma içgüdüsüyle, yabancı şeylerden uzak durur, kendisini anne ve babasının yanında daha güvende hisseder. Ancak zamanla o şeye alıştıkça tehlikeli olmadığını anlar ve korkusu gittikçe azalır. Bu sebeple daha önce okulla hiç tanışmamış olan bir çocuğun ilk günlerde geçici tedirginlik yaşaması normal sayılmalı, okul korkusu ile karıştırılmamalıdır.
Çocuklarımız Neden Başarısız 2 /Ali Çankırılı
20 Ağu

Aileler Köle Zihinli Çocuklar Yetiştiriyor
Bir Öğretmen arkadaşımız anlattı. “Okulların açıldığı gün bir anne elinden tuttuğu çocuğu ile birlikte sınıfa girdi. Benim içeride olduğuma aldırış etmeksizin ön sırada oturan bir çocuğu kaldırdı; yerine kendi çocuğunu oturttu. Sonra bana döndü, ‘Çocuğumu buradan kaldırmayın; ön sırada otursun.’ dedi. Ağzım bir karış açık kaldı. ‘Çocuk’ dediği ortaokul üçüncü sınıf öğrencisiydi…” Bu olayın tamamını ve yorumumuzu başka sayımızda vermeye çalışacağız.
Ailelerimiz, farkında olmadan köle zihinli çocuklar yetiştiriyorlar. Köle zihinlerin kendilerine güveni olmadığı gibi; kişilik de kazanamazlar. kendi başlarına bir karar veremez; yeni bir şey üretemezler. Çünkü; neyi, nasıl ve ne zaman yapacaklarına hep anne-baba karar vermekte; çocuk sadece verilen emre uymaktadır. Dikta ve militarist rejimlerde insanlar düşünmeyi unutur, zihin tembeli olurlar.
ÖĞRENCİ PROBLEMLERİ /ALİ ÇANKIRILI
20 Ağu

Nasıl Yaklaşmalıyız?
Geçenlerde özel bir okulun öğretmenler toplantısına katıldım. Başarının artırılması için neler yapılması gerektiğini tartışıyorlardı. Bazı arkadaşlar disiplinsiz, sorumsuz ve tembel öğrencilerin okulla ilişkilerinin kesilmesi yönünde görüş bildirdiler. Gerekçe olarak bu öğrencilerin devamlı yalan söylediğini, sigara alışkanlıkları olduğunu, ders çalışmadıklarını, söz verdikleri halde bozuk davranışlar sergilemeye devam ettiklerini, diğer öğrencilere kötü örnek olduklarını ifade ettiler. Söz sırası bana geldiğinde dedim ki: “Arkadaşlar, biz eğitimciyiz. Öğrencilerimizin davranış bozukluklarına polis mantığı ile yaklaşmamız doğru değil. Kriminoloji (suç bilimi) açısından ‘Suç işleyen cezasını görmelidir’ mantığı doğru olabilir. Biz eğitimciyiz, öğrenci problemlerini bu yaklaşımla çözemeyiz. Bir öğrencim bana yalan söylediği zaman, onu suçlamam. Kendime, ‘Bu çocuk bana neden yalan söylüyor? Onu doğru söylemekten alıkoyan nedir? Neden bana güvenmiyor?’ sorularını sorarım. Nerede yanlış yaptığımı, neden bu çocukla sağlıklı bir iletişim kuramadığımı araştırırım. Yalan söyleyen öğrenciye ceza vermekle, arkadaşları önünde küçük düşürmekle, disiplin kuruluna vermekle problemi çözmüş olmam.”
Çocuklarımız neden başarısız
11 Ağu

Başarısızlık korkusu
Bir öğretmenimiz anlatıyor: “Faydalı olduğuna inandığım bir yöntemim vardı. Ders anlatırken öğrencilerin dikkatini taze tutmak için rastgele bir öğrenciyi kaldırıp soru soruyordum. Bildiği zaman artı veriyor, bilmediği zaman da eksi veriyordum. Bir müddet sonra artıları ve eksileri topluyor, sözlü notuna dönüştürüyordum. Kaldırdığım öğrenci sorunun cevabını bilemediği zaman, soruyu açık artırmaya çıkarır gibi, “Kim cevap verecek?” diye soruyordum. Bazen çocukları kızıştırmak için, ‘bilene iki artı vereceğim’ diyordum. Bilemeyen yine eksi alıyordu tabii ki.
More >




